alemlerin aslı hayaldir
Bu sitede bloglar hakkında sıkça yazıyorum çünkü dünyanın içinde bulunduğu değişim baş döndürücü bir hızla ilerliyor ve blog dünyası da bu değişim içerisinde rolünü oynayan önemli aktörlerden biri.
Matbaa icat edileli yaklaşık yarım binyıl oldu. Matbaa bize kitapları daha hızlı üretmemizi ve daha yaygın kullanmamızı sağladı. Kitaplar hakkında konuşurken onlar için bazen şu benzetmeyi yaparız; kitaplar sayesinde yüzlerce yıl evvel yaşamış biri karşınızda oturup konuşuyormuş da siz onu dinliyormuşcasına bir iletişim yaşayabilirsiniz. Bugün aynı şey bloglar için geçerli. Bu sefer kurumsal bloglardan bahsetmek istemiyorum, bizzat kişisel bloglardan bahsetmek istiyorum çünkü kitaplardan bu yana bloglarda farklılık yaratan önemli birşey de kişisellik.
KiÅŸisellik derken birçok kiÅŸisel blogda okuyabileceÄŸiniz “bugün hamburger yedim”, “ayÅŸe beni öptü”, “kurtlar vadisi süper bir dizi” gibi kiÅŸisel zevklerden oluÅŸmuÅŸ blog yazılarını kasdetmiyorum, elbette onlar da çok önemli, sıcak, samimi ÅŸeyler. Ama üzerinde durduÄŸum konu daha ziyade bir insanın (bir delikanlı kolay yetiÅŸmiyor der gibi olacak bu
) deneyimlerini, sevdiklerini, sevmediklerini, bunların sebeplerini okuyabilmek. Bu, bir insanın hem içgörü kazanmasını hızlandıracak birşey hem de hayata dair tecrübesini pekiştirecek birşey.
Yine de, bugün blog dünyasını incelediğimde görüyorum ki gerçekten artı değer yaratabilecek hayat deneyimini okurlarına aktarabilen ya da aktarmayı akıl edebilen blog yazarı azınlıkta. Herkes kendi başına özel bir içerik yaratmaktan ziyade cool olduğuna kanaat getirdiği hatta toplumun cool olduğuna kanaat getireceğinden emin olduğu şeyleri yazmak peşinde. Bunun sebebinin kişinin toplum psikolojisi içerisinde eriyip gitmesine bağlıyorum. Bu salt online dünya için geçerli birşey değil, binlerce yıllık insanlık tarihinde bu zaten hep olmuş.
Bir diÄŸer yandan da, eminim ki bir gün bu zincir kırılacak ve daha fazla insan kendi deneyimlerinden ve düşüncelerinden bahsedecek. O zaman daha zengin bir yazılı basın - online medya vs. deneyimi yaşıyor olacağız. Bu deneyimin hayata geçebildiÄŸi yerlerden biri de hiç şüphesiz Ek$i Sözlük‘tür. Ancak orada da özel içerik yaratanlar her zaman tepkiyle karşılaşır. Farklı olan tarafı ise birçok örneÄŸe oranla daha fazla sayıda cesur insanın / yazarın barındığı bir yer olmasıdır.
Bir örnekleme; insana, topluma, doğaya dair birşeyler düşündünüz diyelim. Birşeyler keşfettiniz ve bu hoşunuza gitti. Bunu paylaşmaktan çekinmeyin. Ayrıca bunları paylaşmak için şimdiye dek içinde yaşadığımız dönemden daha uygun bir dönem hiç olmamıştı. Bloglarımızı sağdan soldan ilgi çekeceğinden emin olmaya çalıştığımız alıntılarla doldurmak yerine iyisiyle kötüsüyle, ilginç olsa da olmasa da kendi özel içeriklerimizle sunmalıyız.
Blog yazarlarına sesleniyorum: Yazarken kendinizi daha ciddiye alın ve mümkün oldukça kendinizden, kendi içinizden içerik üretin. Bir süre sonra elde edeceğiniz güzel sonuçlara inanamayacaksınız.


11 Ocak 2008 11:03
[…] Osman’ýn Sanal Günlüðüne […]
29 Ocak 2008 22:13
[…] Osman’ın Sanal Günlüğüne […]