alemlerin aslı hayaldir
Bir süredir bunu açık seçik yazmak istemiyordum. Mesleğe başlayalı bir hayli zaman oldu benim için. Yeteri kadar birikim ve vizyon geliştirdim. Başlangıçta vardığım kanı ise aynen doğruluğunu koruyor benim için.
Daha evvel yaşam koçluğunun tekniklerini kaçınılmaz olarak ‘cognitive psychotherapy’den aldığını söylemiştim (bilişsel terapi). Koçluk kuramı son derece Rogerian (kişi odaklı terapi, kısa terapi), son derece bilişsel (Aaron Beck, David Burns) bir terapi türünü anlatır.
Yaşam koçluğunun psikoterapi olmadığını anlatmak içinse malzemesini geçmişte aramadığı söylenir. Oysa çalışma materyalini geçmişten alan tek psikoterapi türü psikanalizdir. Psikanaliz de psikoterapi tekniklerinden yalnızca biridir. Bu konuya daha önce başka bir yazımda değindim.
Yaşam koçluğu teknik ezberleyerek yapılamaz. Bir yaşam koçunun gelişiminde süpervizyonun yeri büyüktür. Başkalarının gelişimine katkıda bulunmak kişisel bir derinlik gerektirir. Bu derinlik kitabi bilgiyle sağlanamaz. İnsanların gelişimine katkıda bulunma mesleği salt diplomalara ve sertifikalara dayandırılırsa ortaya üfürükçü hocalar benzeri tipler çıkar.
Gelelim bana göre gerçek olan ayrım noktasına. Klinik psikolojinin alanı psikolojik rahatsızlıkları olan insanlarla çalışmayı içerir. Ancak psikolojik destek alma ihtiyacı sadece psikolojik bir rahatsızlık yaşayan kişilerde ortaya çıkmaz. Çan eğrisine göre normal kabul edebileceğimiz birçok insan psikolojik bir destek alma ihtiyacı hisseder. Hissetmese bile daha verimli ve daha sağlıklı bir yaşam için buna ihtiyacı vardır. İşte bu noktada klinik psikoloji belirgin bir başarı göstermekten çok uzaktır.
Bu alanda başarılı olabilen psikiyatrist ve psikologlar bu dallarda eğitim gördükleri için değil, bu konuda sahip olunması gerektiğini iddia ettiğim kişisel derinliği edindikleri için başarılı olabilmişlerdir. Yoksa belirgin bir psikolojik rahatsızlığı olmayan birine kuşların çiftleşme zamanındaki davranışlarını çok iyi ezberlemiş biri olduğunuz için yardımcı olamazsınız. Hayat üzerine çalışmalar yaptığınız ve düşünceler ürettiğiniz için başarılı olabilirsiniz.
Bu nedenledir ki günümüzde birçok sıkıntılı insanın bir faciaya dönüşmüş ve kendilerine fazladan sıkıntı sağlamış psikoterapist öyküleri mevcuttur. Psikoterapistlerin insani ilişkiden kaçınmalar, kendilerine danışmak üzere başvuran milyonlarca “normal” insanı terapi nosyonunun güzelliklerinden faydalanmak bir yana, olmadık yeni bunalımlara sürüklemiştir.
Bu gerçekleri açık açık anlatan meşhur psikiyatrist Irvin Yalom ise meslektaşları tarafından eleştiri yağmuruna tutulmuş ve neredeyse akademik-klinik dünyalarda aforoz edilme noktasına gelmiştir. Bu örnek “doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar” sözünün birebir örneğidir.
Bu bağlamda; işine önem veren, özen gösteren, kişisel derinliğe sahip olan, objektif olmayı becerebilen, klinik psikoloji literatürünü içine düşmeden belli bir uzaklıktan takip etmeyi başaran bir yaşam koçu, o çan eğrisinde normal kısımda kalan milyonlarca kişiye yardımcı olabilir hatta açıkça söylüyorum birçok ruhsal rahatsızlığı, sıkıntıyı “tedavi” edebilir.
Bu konuyu her platformda tartışmaya hazırım.


12 January 2008 21:39
Son paragrafta yaptığınız tanımın altını çizerek, elbette size katılıyorum.
Fakat işin bir de öte ucu var. Bu “yaşam koçluğu” kisvesini lüks bir mağazadan alınmış pahalı ama illaki konfeksiyon bir giysi gibi üzerine geçirip arz-ı endam edenler sarmış durumda ortalığı.
Oysa yalnızca giysinin değil, asıl onu giyenin birşeyler anlatabilmesi gerekir.
Anlatabilsin ki… gerçek bir yaşam koçu olabilsin.
Bu nokta “kişisel derinlik” dediğiniz şey belki de… O da öyle kolay kazanılan bir şey değil ne yazık ki.
Yani önce adam olmak gerek.
O zaman süslü laflara da, duvarda sayısız sertifikaya da, adınızın önünde bir takım hecelere de ihtiyacınız olmaz.
5 February 2008 10:15
sayın kişi
Sn. Osamın kendi cümlelerini copy paste ediyorum..
kendi fikrimce de bira elitist …daha anlamaya çalışıyorum..belki fikrim değişir.
osman’ın avukatlığı gibi olacak.o en aydınlatıcı cevabı verecektir ancak kendisi bunu yazmıştı zaten…
211.inci yorum
…….
psikolojiyi meslek edinmiş kişilerin bununla hayatta kalma zorunlulukları ile mesleklerini hakkıyla yerine getirebilmeleri her zaman çakışmıyor. ……………………………..
5 February 2008 10:17
eklemiştim
linki tag edemedim….buradaki 211inci yorum
5 February 2008 10:18
yani borderline kişilik bozukluğu linkini şuraya ekleyemedim .radaki 211.
http://osman.borutecene.com/sinir-borderline-kisilik-bozuklugu/
5 February 2008 10:19
bu santta da böyle anacım
7 February 2008 08:03
Sayın osman börütücene yaşam koçluğu fikrine kısmen katılıyorum ama kısmende kaetılmıyorum .öncelikle çok iyi bilgisayar kullanamadığım için beni bağışlayın bazen nokta ve virgüller yerli yerinde olmazsa alınmayın bu benim eksiğim ve en kısa sürede bir bilgisayar kursuna giderek bu konuyu çözeceğim affınıza sıgınıyorum
Sevgili oğlum bilkentte okumasına rağmen ,ondan yardım almayı bazen onuruma yediremiyorum.
Neyse esas konumuz olan yaşam koçluğuna gelince 3 çocuk yetiştiyorum dünya insanı olmaları için bildiğim kadarını eniyi şekilde uygulamaya çalışıyorum .Ama inanın bana 3üde birbirinden o kadar farklıki inanamıyorum .bilkentte okuyan oğlum vermek istediklerimin yüzde seksenini aldı onunla çok ama çok gurur duyuyorum.Öyleki ilkokulda başladığımız bedminton sporunda kupa madalya,aldı ve çok zekii akıllı ve herişin üstesinden gelecek yapıda olmasına rağmen ben onun zaman zaman yaşam koçu gibiyim ama bunun yanısıra 1981 doğumlu olan ve daha öncede anlattığım hastalığının tam olarak anlaşılamadığı kızıma ne yaptıysam ulaşmakta hep güçlük çekmekteyim hala o benim başarısızlığım gibi algılıyorum.oysa ona verdiğim çabayı diğer 2 çocucuğuma veremedim neden ulaşamıyorum acaba siz anlayabilirmisiniz neden neden neden 3üncü çocuğum ise bilkent ilköğretim 7inci sınıfta onun için daha yazamıyorum ama bütün öğretmenlerinden teşekkürler alıyorum inşallah iyi doğru yolda ilerleriz bana bu konuda açıklık getire bilirmisiniz sevgiler selamlar