Osman S Börütecene

alemlerin aslı hayaldir

Bahara doğru düşünsel önlemlere devam

3 Mart 2008 Pazartesi 14:00, Osman Seyit Börütecene

Geçen seferki yazı halkta infiale yol açtı. Henüz okumadıysanız lütfen hem yazıyı hem de yorumları okuyun. İşin aşk meşk kısmına kimsenin itirazı yok. Ancak bir kadınla tanışmak için kurulacak kısa bir cümleye yapılan itirazlar muhteşemdi. Ben o itirazlarla ilgili görüşlerimi yorumlarda yazdım. Biraz analitik oldu ama olsun, en doğrusu buydu.

Bu arada geçen zaman, bırakın baharı düpedüz yaz benzeri bir hava getirdi bugün. Aylardan Mart ve elbette yarın ne olacağını bilemiyoruz ama güneş iyice kucağımıza oturmaya başladığında kuzey yarımkürede yaşayan her canlı gibi bizim de bu dertlerimiz artacak.

Şimdi ben kısaca tanışmanın diğer yollarına değinmek istiyorum. Kızın karşısına çıkıp sıradışı (hiç de sıradışı değil sadece herkesin kurmayacağı) bir cümle ile fark yaratarak olaya 1-0 önde başlamak ya da baştan kaybetmek riskini göze alamadık. Bu durumda tali yollara sapmamız gerekiyor.

Herhangi bir ortamda, bir insana ilk görüşte aşık olduğunuzu düşünmek bence biraz tuhaftır. Bu olsa olsa sığınılacak bir liman, o gün işyerinde yaşanmış bir tartışmanın yükünü atmak, yıllar önce delicesine sevdiğiniz birinin yüzünü andırması (ya da başka bir yerini ya da ruhunu ki o da sizin algınızla sınırlı) anlamına gelir. O yüzden bu olasılığı es geçiyorum. Tanışmak istenen kişinin belirli periyodlarla bir süredir görülebilen biri olduğunu kabul ediyorum önden.

Bu durumda aslında gerçekten o sıradışı cümleyi kurup kendinizi riske atmak zorunda değilsiniz. Mutlaka Hollywood tarzı bir mecnunluk sergilemek istiyorsak öğle yemeği saatinde bir sakarlık sonucu tanışmak ya da işyeri koridorunda omuz atmak (yuh!) bir tanışma sebebi olarak kullanılabilir. Daha makul ölçülere gelmek istiyorsak da olayı zamanın tatlı akışına ve bazı tesadüfleri ellerimizle hazırlama yoluna gideceğiz.

Bir biçimde iletişime geçmek istiyoruz. Ortak arkadaşlarımızın varlığı durumu çok kolaylaştıracaktır. Bir biçimde aynı masaya oturmak, masada 20 kişi bile olsa bir sonraki karşılaşmada merhaba demek için yeterlidir. Aynı çalışma grubunda bulunmak, kantin sırasında arka arkaya gelmek, küçük bir gülümseme yaratabileceğiniz bir espri için en uygun ortamdır. Ha bu arada önden şunu söylemek istiyorum; insanlara selam verme alışkanlığınız yoksa lütfen bu yazının devamını okumak yerine uzun soluklu bir yaşam koçluğu çalışması için benden bir randevu alın. Bu size hayatınızın geri kalan kısmında inanılmaz kazançlar sağlar.

Bazı istisnalar hariç, eğer birileriyle tanışmak aklınıza düştüyse bu durum büyük olasılıkla karşılıklı bir durumdur. Aşırı karşılıklı olması bazen gerginlik yaratabilir ve her iki tarafta kaçma isteği uyandırabilir. Buna aldanmamak zordur ama aldanmamaya çalışın. Bunun haricinde tanışma isteğiniz karşılıklıdır ve karşınızdaki kişi o sırada tanışmak için sizden gereken hamleyi beklemektedir. Bu durumu ne kadar uzatırsanız ve siz erkekseniz ve de tanışmak istediğiniz kişi kadınsa, onunla ilgilenmediğinizi o kadar çabuk düşünecektir. Bu durumda zaman sizin her şeyinizdir. Ertelediğiniz her gün, isteksizliğinizin bir göstergesi olarak yansır diğer tarafa. Bunu farklı bir biçimde yorumlamak hayal kurmaktır, gerçeklerden uzaklaşma çabasıdır, başka bir şey değil.

Aslında bu kadarı bile tanışma sorunu hakkında bir öngörü edinmek için yeterli. Ama konuyu örneklerle pekiştirmek istiyorum. Yine de ilk yazıdan aldığım bir ders var o yüzden bu yazıyı burada kesip yorumları bekleyeceğim.

İstanbul’da harika, güneşli bir gün var, değerlendirmeyi unutmayın. Telesekretere mesaj bırakamayanlardansanız mail atabilirsiniz.

'Bahara doğru düşünsel önlemlere devam' başlıklı yazıya 23 yorum yapılmış.

  1. Bahara doğru koruyucu yaşam koçluğu Osman S Börütecene diyor ki:

    […] (sürecek sürdü) […]

  2. Goddess Artemis diyor ki:

    Bir önceki gibi, yine harika bir yazı, beynine ve ruhuna sağlık tontini! :-)

  3. shinigami ryuk diyor ki:

    Bir çok noktada okurların verdiği tepkilere katılıyorum fakat bu tanışma durumlarının bulunduğunuz koordinatlara göre değiştiğini gözden kaçırdığınızı belirtmeden edemeyeceğim. Son iki aydır bilumum eski sovyetler birliği ülkesini tavaf ettiğimden mütevellid şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki rahatlıkla otobüs durağında hoşunuza giden bir bayana yanaşıp; merhaba bağyan tanışabilirmiyik? diyebiliyorsunuz. İşin ilginç ve güzel yanı ise aynısını Türkiye’de yaptığınız vakit kafanıza çanta yerken orada “neden olmasın?” sorusuyla karşılaşıyorsunuz. En fazla kibarca red ediliyorsunuz. Bir yerde danone reklamı gibi. Sana göre süt, bana göre çikolata…

  4. Ahu Dağlı diyor ki:

    Adam tanışmak için bir çaba sarfetmiyorsa zaten ilgilenmiyordur. Bunda bu kadar konu edilecek bir şey yok bence. Ben genelde üzerinde bile durmam eğer karşıdan bir adım gelmiyorsa. Durmam derken de zaten nereden bileceğim ki tanımadığım ve nerede olduğunu bilmediğim insanların duygularını?

  5. onurr diyor ki:

    Güzel bir yazı olmuş gerçekten. Birde tanışmak isteyeceğim birini bulsam çok güzel olacak. Okuduğuma değecek.

  6. Osman Seyit Börütecene diyor ki:

    @ahu: konunun üzerine bastın gerçekten ama bu bir kadının bakış açısıyla zaten konuştuğumuz şeyi özetlemek gibi oldu, teşekkür ederim.

  7. Osman Seyit Börütecene diyor ki:

    @onurr: bu da önemli bir konu. en önemli noktası da tanışmak isteyeceğin birçok kişinin zaten aslında etrafında olması. şimdi detaya girmeyeceğim ama kutuplarda bir araştırmada görevli değilsen ya da dağın başında askerde falan, “tanışmak isteyeceğim birini bulamıyorum” belki de en cılız birkaç savunma halinden biridir. bu konuya ayrıca değineceğim.

  8. adarshah-nergis diyor ki:

    Osman:)tabi infiale yol açar…:))Süpersin yaaaa..
    hızlıca okuyabildim.
    sindirerek ve keyifle tekrar okuyacağım.
    şimdilik yorumum şu..
    ben coştum,direk soyunurum:)))))

  9. Osman Seyit Börütecene diyor ki:

    @nergis: benim de amacım örtüyü kaldırmak zaten insanlık adına :)

  10. İshak Behar diyor ki:

    Anlatılanlar ilginç ama bunlardan hiçbirinin kadınlar üzerinde birer ev birer araba anahtarı kadar etkili olabileceğine inanmıyorum. Onur doğru söylemiş bence tanışacak kimse yok bu zamanda. Kariyere vermek lazım kendini.

  11. Osman Seyit Börütecene diyor ki:

    @ishak behar: ishak bey biz bu anlattığınız tasarıma “playboyluk müessesi” diyoruz. yani ticarete yatkın olan insanoğlu bu gibi alışverişleri tercih edebiliyor.

    yine de gerek yapı gerek de konum itibariyle bu kadar yüzeysel bakamayacağım konuya.

    elbette işin bir “fark” yönü var. jeniffer lopez’in kalçaları size ne ifade ediyorsa, bir kadına da ekonomik bağımsızlığını kazanmış ve hariçten bir şeye ihtiyaç duymayan bir erkeğin bu hali aynı şeyi ifade ediyor olabilir. buna ne dersiniz? bunu bir düşünmek lazım derim ben. bu farklılığı son derece doğal buluyorum ve kadınların bazı şeyleri görmeyi istemeleri de bana doğal geliyor.

    ancak sizin yaklaşımınız ki aslında galiba birçok insanın yaklaşımı da bu yönde; mutluluğu bir ilişki içinde aramak yerine bazı nesnelerde, bazı hal ve tavırlarda, hatta bazı fotoğraf karelerinde aramak. bu tür ilişkilerin nasıl başlayıp nasıl sona erdiğini, sona ermeyenlerin de iki insan üzerinde öldükleri zaman cennete gidecek derecede günahlarından arınacakları bir azap etkisi yarattığını belli bir yaş ve deneyimin üzerindeki herkes bilir. tabii kumarın zararlarını bilmekle oynamayı sürdürmekte ısrar etmek arasında fark var.

    biraz dikkatli gözlerle bakarsanız araba ve ev anahtarlarıyla başlayan ilişkiler içinde mutlu mesut sürenlerin ilişki başlangıcı sebeplerinin bu olmadığını rahatlıkla görebilirsiniz. ama uzaktan öyle görünüyordur, doğrudur.

    bir başka biçimde söylemeye çalışayım; iki gönül bir olunca samanlık seyran olmaz çok açık bu. ama ilişkinin bir sarayda yaşanıyor olması da iyi gitmesini hatta çok açık konuşalım o kadının size bağlanmasını sağlamıyor. bakınız lady diana.

    yani biraz daha derinlikli düşünmek lazım galiba.

  12. shinigami ryuk diyor ki:

    Erkeğin kendisini kariyere vermesi, araba ve ev anahtarı için kendini heder etmesi nazarımda badaklıktan öte birşey değildir. Nedense İhsan bey’in mühendis olduğunu düşünüyorum.

  13. Tahir Emre diyor ki:

    Şu bahar aylarına yaklaştığımız bu dönemde “bahar koçluğu” yazılarınızın benim gibi “tanışma” “fobisi” olduğunu düşündüğüm birine oldukça faydası olduğunu söylemeliyim. “Tanışma” konusundaki endişelerimi sizin yazılarınız sayesinde oldukça rahat bir şekilde bertaraf edebiliyorum. Ayrıca yorumlar da fikir çerçevesinin genişlemesine oldukça fazla katkı sağlıyor.

    Özetle ( :D ), bu ve diğer bilgilendirici yazılarınızdan dolayı teşekkür ediyorum.

  14. Osman Seyit Börütecene diyor ki:

    @tahir emre: çok teşekkür ederim. biraz olsun amacımıza yaklaşabiliyorsak ne mutlu bana.

  15. Osman Seyit Börütecene diyor ki:

    bu arada yeni bir yazıya daha hazırlanırken kendi blogumu kurcalamaya başladım, 2007 yazında şöyle bir şey yazmışım ve galiba fena olmamış:

    http://osman.borutecene.com/yaz-mevsiminde-ask-tavsiyeleri/

  16. meltem diyor ki:

    Yazılarınızı okumak çok keyifli, yorum yapmazsam çatlayacağım:) Bence erkek arkadaşlara “içinizden geçen neyse söyleyin, kasmayın, doğal olun” derken bir de dönüp bu topraklarda yaşayan hemcinslerimize bazı tavsiyelerde bulunmanız elzem gibi geliyor bana, kafalarına çanta yememeleri için:) Önce kadınların değişmesi lazım galiba ya da değişimin paralel gerçekleşmesi lazım. Bilmiyorum yanılıyormuyum?

  17. Osman Seyit Börütecene diyor ki:

    @meltem: katılıyorum. insanların biraz kronolojinin tadını çıkarabilmeleri gerekiyor herhalde. yani olayların gidişatının lezzetli bir şey olduğunu anlamaları lazım.

  18. bliyaal diyor ki:

    Osman bey,

    Bizde “genelde” ilk hareketi erkeklerin yapması beklenir. “Yani hoşlanıyorsa o gelsin konuşsun,” kabulü vardır kızlarda. Halbuki bunun muhakkak böyle olması lazım değil. Bu durum sadece bizim memlekete mahsus.

    Ben gavur memlekette iken görmüştüm, oranın kızları bizdeki kızlara kıyasla bu konularda daha girişkenler ve daha rahatlar. “Uç” bir örnek vermek gerekirse, bir defasında sınıfımda hoşlandığım ve arada konuştuğum Belçikalı bir kız vardı. Ben nasıl yaklaşayım, harekete geçeyim diye düşünürken, o derste bir gün bana pandik atıverdi, birkaç defa da öpüverdi. Böyle olunca bende yaklaşma sorunu kalmadı.

    Diyeceğim, biraz da bizdeki kızların bu tavrı erkeklerde tanışma sıkıntısı yaratıyor. Tek neden bu değil elbette. Şunu da saymak lazım: cinselliğin ve kadın-erkek ilişkilerinin gelenekler ile sınırlanmadığı yerlerde, insanların birbirlerinden hoşlandıklarını ifade etmelerinde herhangi bir sorun ile karşılaşılmıyor. Nitekim Belçikalı kızın davranışını burada bir Türk kızı yapsa kim bilir ne olurdu. Oysa dışarıda bunlar ayıplanmıyor.

  19. Osman Seyit Börütecene diyor ki:

    @bliyaal: katılıyorum. zaten biraz da buraya ve bize hitap ederek yazıyorum bu yazıları. o nedenle kültürel olarak erkeğin adım atmasına ağırlık vermiş gibi oldum. bir diğer yandan bahsettiğiniz iletişim artık burada da var aslında ama sayıca azınlık kalıyor tabii ki.

    konunun kültürel boyutunun içeriğinden ziyade, konunun kültürel bir boyutu olduğunu bilmek de çok önemli. yani bazı davranışların, bazı beklentilerin, bazı hal ve tavırların bir ilişkinin içeriğinden ziyade kültürden kaynaklanan şeyler olduğunu bilmek insanların bu konuda zihinlerini açacak bir şey. o kalıplar kırılmalı.

  20. web tasarımı diyor ki:

    ben diğer sayfalarda geziyordum gözüme bir kaç soru takıldı.

    insanlar web sitesi nasıl yapılır diye soruyor. o sayfalarda yorumları kaldırmışsınız. o kadar anlamsız sorular için yorum özelliğini kaldırmak kadar güzel bir şey olamazdı sanırım.

    insanlar web tasarımını lego kurmak gibi zannediyor.

    nasıl her insan ressam gibi olamıyorsa web konuları ile uğraşan herkes de web tasarımı yapamaz.

    web tasarımı bir sanattır. insanın içinden gelen bir yetenektir. yapboz yapmaya yada oduna çivi çakmaya benzemez. böyle bir sanata nasıl yapılır banada öğretin demek kadar saygısızlık ta olamaz. bu beyin yapısı ile bu soruyu soranlar 2 pixel i bile bir araya getirebilecek kabiliyete sahip te değillerdir.

    ama daha önemlisi insanlar bu soıruyu soruyorsa ortada bir anlatım yetersizliği var. yazılarınızı daha açıklayıcı kesin ve net yazın. yazılarınızdan insanlar web tasarımını yapboz oyunu gibi zannediyor.

    böyle sorular almamak için web sitesi nedir ve nası yapılır konusunda web sitesini daha içten hissederek daha sanatsal anlatın. kitaplara bağlı kalmayın. kendi yeteneğinizi ortaya koyun.

    insanları uyarın.. web tasarım yada web sitesi kurmak yap boz oyunu değildir. şöyle şöyledir asla şunlara benzemez. hissederek yapılan bir iştir vb.. gibi deyin..
    uyarın ki öyle saygısız yorumlar bırakmasınlar. sorumlu onlar değil web tasarımını insanlara yanlış bir şekilde hissettirenlerdir.

    insanlara web sitesi yapmanın ne olduğunu yanlış bir şekilde anlatırsanız ileride yazılarınızda da yakındığınız gibi sektörü aşağılayıcı 3 kuruşa web sitesi yapan paintten başka bişi kullanamayan insanlar gibi olacaklar.

    web tasarımı ile kod yazma arasındaki farkı bilemeyecekler.

    demekki sorumlu biziz. demekki yorumları kaldırmaya gerek yok. demekki çözüm bu değil. demekki doğru anlatmak lazım.

  21. Ahkam Kuşu diyor ki:

    @web tasarımı:

    “web tasarımı bir sanattır. insanın içinden gelen bir yetenektir. yapboz yapmaya yada oduna çivi çakmaya benzemez. böyle bir sanata nasıl yapılır banada öğretin demek kadar saygısızlık ta olamaz” demişsiniz de, müzik de bir sanattır ama, konçerto yazmadan önce illa ki birinin size piyanonun tuşlarının ne işe yaradığını göstermesi gerekir. Ondan sonra, sizin içinizden bir sanat eseri çıkıp çıkamayacağı ayrı bir mevzu. Belki yorum yapan insanlar, kendilerine bu anlamda bir parça yön gösterilmesini istemişlerdir.

    Not: Yanlış anlamayın Sayın Web Tasarımı, bahsettiğiniz yorumları yazanlardan biri değilim ben. “Esirgeyen ve koruyan yüce varlığınızı” bu lüzumsuz yorumla meşgul ettiysem eğer özür dilerim.

    @Osman Börütecene:

    Aslında sizin yazınız ile ilgili olmayan bu yorum için özür dilerim. Yer işgal ettim. Ama sanırım insanların Tanrıcılık oynamaları beni biraz rahatsız ediyor…

  22. web tasarımı diyor ki:

    buraya yorum bırakmak istememiştim aslında ama ilk bulduğum konuya yazdım kusura bakmayın.

    bende kendimi çok sorgularım. bunca yıldır internet ile ilgili konularda yakınmamızı sağlayan kriterler aslında ilk başta bizlerden geçiyor. bir şeyi hazırlayıp insanlara anlatmak bazen çok zor. birde bunun tam olarak ne anlama geldiğini anlatmaya çalışmak dahada zor. siz yazılarınızda bir şeyler öğretiyorsunuz. bende size bir katkıda bulunmak istedim.

    insanlara bir şeyleri kabül ettirmek aşamalar ile oluyor elbet. yinede bazı konularda şablon bir anlatımdan önce insanlara konuya nasıl bir bakış açısı ile bakmaları gerektiğini de söylemek gerek. o kadar çok örnek verebilirim ki. çok ama çok geniş bir konu bu dallandıkça dallanır…

    yazılarınızı da beğeniyorum.

    iyi çalışmalar.

  23. ali arı diyor ki:

    hayatta herşeyin bir amaçı olduğu gibi biriyle tanışamanında bir amaçı ve çıkarı olması lazım.öncelikle bunu belirtemek lazım.Shinigami ryuk bahsettiği otobüs durağınında ki tanışma olayı.bir erekek bir bayanla tanışmak istiyorsa ondan büyük ihtmalle bilinçsiz insanlar için insan sevgisinden yoksun insanlardan bahsediyorum burada o bay o bayandan faydalanmak istiyor.bu apaçık bir olgudur.ikincisi türkiyede olmamasının sebei kültür se sosyal yaşam farkı olması.bizim ülkemizde hergeçen gün sokaklarda pskopat türereken bizim tertemiz aile kızlarını kasediyorum burda onlarla tanışıp ve faydacı bir yaklaşıma izin vermesini beklemek anormal bir düşünceden başka birşey değildir.yani son cümlem bu şekilde sistemin devam ettsin demiyorum ama önce insanların öncelikle ilişki ve insanlara değer konusunda eğitmeliyiz sonradan o olaylara gelmeliyiz.

Siz de fikrinizi belirtin

Merhaba!

osman

Site İçi Arama

Sayfalar

Arşiv

RSS

Site Map

Sosyal Mevzular

Standartlar