Osman S Börütecene

alemlerin aslı hayaldir

Avrupa Birliği karşıtlığındaki kör nokta

23 Ocak 2008 Çarşamba 12:42, Osman Seyit Börütecene

AB’ye dair milletçe duygu ve düşüncelerimizin ve hatta hareket tarzımızın çarpık ve yanlış olduğunu önceki yazılarımdan birinde anlatmıştım.

AB karşıtlığı bir körlüktür. Burnunuzun dibinde olup biten önemli bir oluşuma sırtınızı dönemezsiniz, dönmemelisiniz. Ancak tepki gösterilmesi gereken AB değil, AB’yi oluşturan diğer ülkelerin arzu ve isteklerine koşulsuz boyun eğen iktidarlardır.

Devlet demek, ülke demek çıkar demektir. Dünya tarihi boyunca bütün devletler amansız bir çıkar kavgası sürdürmüştür. Şimdi bu kavga devam ediyor. Biteceği de yok.

Böyle bir ortam içinde bir ülke olarak AB bizim iyiliğimizi istemiyor bunlardan uzak duralım denmez. Bunun yerine mücadele edilir. Hem AB içinde yer almaya çalışmak hem de ülke olarak çıkarlarımızı korumak, yapmak gereken budur.

İlkokul çağında sokakta oyun oynar gibi “küstüm oynamıyorum, al misketlerimi ver misketlerimi” diye bir şey uluslararası politikada yok. İş dünyasında da aynı şey geçerlidir. Buna en yakın örnek de inşaat sektörüdür. İnşaat firmaları ve onlara hizmet veren benzer kuruluşlar birbiriyle hep kavgalıdır. Ama hem kavga eder hem iş yaparlar. Annelerimizin yemek masasında bize anlattığı gibi: Hem ye hem konuş. Bakarsın iki şirketin ameleleri birbirine girmiş tekme tokat kavga eder, iki saat sonra herkes işinin başına döner. Bir şirket bir şirkete kallavi bir kazık atar ama çalışmaya da devam ederler çünkü ikisinin de birbirine ihtiyacı vardır. Bir süre sonra diğeri öbürüne kazık atar ödeşmiş olurlar vs.

Bu işler böyle. Bu bir çıkar kavgası. Yakın bir zamanda sona ermeyecek. Herkes elinden diplomasiyi ve silahı bırakıp birbirine sarılmayacak.

Bu nedenle de AB’ye girmeyelim, bizi zaten istemiyorlar, kuyumuzu kazmaya çalışıyorlar demek körlüktür, çocukluktur, şuursuzluktur. Önemli olan kişilikli bir siyasetle hem uluslararası arenalarda at oynatmak hem de ülkenin çıkarlarını korumayı sürdürmektir.

Diğer türlü ya siyahtır ya beyaz diyerek ülke yönetilmez. Bakınız: Liderlik doğruyu söylemek ve yapmak değildir.

'Avrupa Birliği karşıtlığındaki kör nokta' başlıklı yazıya 3 yorum yapılmış.

  1. Tansu diyor ki:

    Ben AB karşıtı değilim.
    Ama AB’ye gireceğiz diye bırakın yasa çıkartmayı, sabah çöpü erkenden kapıya bırakmak bile salaklıktır diye düşünüyorum. Ha sen kendi iradenle her türlü AB kriterini uygularsın, amenna.
    Neden mi salaklıktır AB’ye girebileceğimizi düşünmek? 1995′den sonra AB’ye giren 12 ülkenin toplam nüfusü Türkiye kadardır da ondan.
    Ab kriterlerine lafım yok ama oraya gireceğiz diye “aksiyon”da bulunmak çok büyük bir yanılgı.
    Ayrıca, Apo’nun bizden istedikleri ile, AB’nin bizden istedikleri arasındaki benzerliğe de dikkat çekerim.

  2. Tansu diyor ki:

    Ayrıca:
    “Burnunuzun dibinde olup biten önemli bir oluşuma sırtınızı dönemezsiniz” Demişsin.
    Eğer dönersek, tam aksi istikametteki bazı önemli oluşumları yakalarız belki.

  3. Ufuk Eskici diyor ki:

    AB karşıtlığı bir körlük değil bir düşüncedir. Bence asıl körlük günümüzdeki AB hayranlığıdır. Uzmanlar hariç hiç kimsenin içeriğini tam olarak bilmediği bir topluluğa üye olmaya çalışıyoruz. Her yıl üyeliğe biraz daha fazla yaklaşıyormuşuz gibi bütün kitle iletişim araçlarından yayımlar yapılıyor. Fakat birkaç aydın dışında kimse anlatmıyor gerçekleri. Herkes Kopenag Kriterleri’ni yerine getirince işin biteceğini zannediyor fakat ardından yeni kriterlerin getireleceğini kaç kişi biliyor? İşte asıl körlük bu.

    Dünya küreselse bunun batısı olduğu gibi doğusu da var, kuzeyi de güneyi de. Batıdaki bu oluşum gibi doğuda bir başka oluşum yok mu? Biz olan oluşumlara katılmak yerine yeni bir oluşum başlatamaz mıyız? Bizim çıkarımıza uygun olan nedir? Tartışılması gereken konular bunlardır. Yoksa at gözlüğü takıp devamlı batıya gitmek kimseye yarar sağlamaz.

    Birileri oy avcılığı yapmayı bırakıp halkı aydınlatmalı. Eğrisiyle doğrusuyla, getirisi götürüsüyle bu iş tartışılmalı ki bizde neye üye olacağımızı bilelim. Bunları bilirsek zamanı geldiğinde beyaz, siyah ya da gri arasından doğru bir tercih yaparız. Yoksa kameralar önünde imza atmakla, meydanlarda havai fişek fırlatmakla, “yes be anam!”, “en geç bilmem kaçta üyeyiz” demekle olmaz bu iş.

Siz de fikrinizi belirtin

Merhaba!

osman

Site İçi Arama

Sayfalar

Arşiv

RSS

Site Map

Sosyal Mevzular

Standartlar