Burcu Sezer bugün bir yazısında önemli konuya değinmiş.
Son günlerde gündemimize getirilen birkaç kelime var: malezya, iran, anayasa, demokrasi, sivil.
Bu kelimelerden hiçbiri gerçek anlamıyla kullanılmıyor. Sivil, medeni anlamına geldiği halde biz onu “asker olmayan” anlamında kullanıyoruz.
Bu konuda söyleyeceklerimi Amerikan usulü toparlayamıyorum. Nedeni konunun tabiatı itibariyle dağınık olması.
AKP’ye yükleniyoruz ama türban ve laiklik konusunda yükleniyoruz. Bu AKP’nin bizlere, iktidarda olduğu ülkenin halkına karşı oynadığı bir oyun.
Eğer şimdi başbakanlık koltuğunda Erdoğan yerine Erbakan oturuyor olsaydı; türban, laiklik gibi konularda içten ve samimi bir tavır sergileyecek, büyük ihtimalle; “değerli vatandaşlar, en doğru yol şeriattır, yerseniz” diyecekti. O zaman da bizler halk olarak “yemeyiz” diyecek ve böyle konuşan bir hükümet yetkilisini medeni yollardan ofisinde bulup yaka paça makamından aşağıya indirecektik.
Ancak şimdi AKP hükümetinin ne türbanla bir derdi var, ne laiklikle bir derdi var. AKP hükümeti daha ziyade şunu yapıyor; üç beş arkadaş sohbet ediyoruz diyelim. İçlerinden Recep, Mehmet’e dönüp “abi senin kızkardeşin de çok geziyormuş” diyor. Mehmet’in kan beynine sıçrıyor. Mehmet sinir içinde bu konuyu tartışırken Recep çaktırmadan Mehmet’in pantolonunun cebinden bütün nakit parayı araklıyor, bununla da kalmıyor, Mehmet’in oturduğu koltuğu da George’a satıveriyor.
İşte bu nedenle bütün öfkemize, bütün anlayamamazlığımıza rağmen sakin olmamızda büyük fayda var.
Böyle düşündüğüm için de ben şimdi geçmişteki gibi “anayasadan atatürk ilke ve inkılaplarını çıkartırsanız tsk ülke yönetimine tabii ki el koyar, ne bekliyordunuz ki?” demeyeceğim. Aklım orada değil.
Ben daha ziyade herkesi şu konularda uyarmak istiyorum.
Başbakana hükümetin yanlışları ve dolandırıcılıkları üzerine soru yöneltildiğinde şu yöntemi kullarak cevap veriyor: “Bakın ülkemiz güzel yerlere gidiyor, siz neler soruyorsunuz. Bu yaptığınız yanlıştır. Aklınızı bunlara takmayın. Başka şeyler konuşalım.”
Böyle bir savunma yok. Böyle cevap verilmez. Halk bir konuda hesap sorunca adam gibi efendi gibi cevap vereceksin.
Ayrıca; Asaf Savaş Akat, Deniz Gökçe, Ertuğrul Özkök, Engin Ardıç,… hepsini burada tek tek yazmayacağım. Akat ve Gökçe seçimlerden bir hafta önce televizyonda halkın gözünün içine baka baka ekonomi çok iyi gidiyor diyerek yalan söylediler. İşsizlik azaldı dediler. Birkaç ana konuda daha ekonomik göstergeleri övdüler. Seçimlerden sonra ağız değiştirdiler. Yalan söyledikleri ortaya çıktı.
Ciddi bir sorun yaşıyoruz. Ekonominin iyiye gittiği falan yok. Bu hükümetin şeriat getireceği falan da yok. Getirebilir evet. Türkiye İran da olur, Malezya da olur hatta daha beter bile olur.
Benim altını çizmek istediğim en önemli şey bunun esas konu olmadığı. Bakın ben ne demek istiyorum:
Bugün Irak üçe bölünüyor. Kaçarı yok. Ok yaydan çıktı. Peki Irak petrollerine hakim olmak istemekle bir ülkeyi üçe bölmek arasında ne alaka var? Bunu bana açıklar mısınız? Bir ülkeyi bölmek o ülkenin petrollerini yönetmeyi neden kolaylaştırır? Ne alakası var? Bunun izahatını yapabilecek birini arıyorum.
Arkadaşlar benim midem kaldırmıyor bu yazıya devam etmeyi, enerjimi tamamen tüketiyor bu konu. Çok konuşasım da yok. Sonra belki devam ederim. Her şey o kadar ortada her şey o kadar belli ki…
Benzer yazılar:
- Halk daima haklıdır
- Sınır ötesi harekata A.B.D.’nin katkısı
- Türban’ın yeniden gündeme gelme nedeni
- Türban serbest bırakılmalı

Irak 3′e bölünüyor. Şii, sünni ve kürt gruplar olarak. Bir zamanlar Osmanlıya yapılan oyunun aynısı Irak’a oynanmıştır diye düşünüyorum. Osmanlı da çok milletli bir devletti. Devletler, çok milletli olduklarında parçalanması, içeri bir fitne tohumu atıldığında, ürünü daha çabuk aldığınız aşikardır. Dikkat edilecek bir diğer mevzu bütün bu olayların Osmanlı ile başlayıp, yavaş yavaş çevre ülkelerden sonra sıranın Türkiye’ye gelecek olmasıdır. Hedef bence müslümanlıktır. Benim şahsi düşüncem böyle. Herkese göre farklılıklar gösterebilir.
Yapılan bu saldırı ve içten fitne çıkarmaları bir ingiliz casusu (hempher) itiraf ediyor, İngiliz casusunun itirafları kitabında.
http://www.hakikatkitabevi.com/download/turkce/09-IngilizCasusu.pdf adresinden okuyabilir ve kitabı bilgisayarınıza indirebilirsiniz. İncecik bir kitap ancak günümüz gerçeklerinin nedeni çok güzel şekilde özetliyor. Bence herkesin okuması gerekir…
@burada müslümanlık hedef değil. bush’un ve ortaklarının müslümanlığı hedefmiş gibi göstermelerinin nedeni kendi halklarının gözünü boyamak. ikiz kuleleri yok edip suçluları müslüman kişilermiş gibi göstermelerinin nedeni de bu.
bütün bu olayların ana nedeni, amerika’da yaşayan bir avuç çok çok zengin insanın mal varlıklarını korumak ve artırmak istemeleri. bu olayların başka hiçbir nedeni yok. en acı gerçek de bu.
ırak’a müdahalenin nedeni petrolden çok yine amerika’da yaşayan o bir avuç çok çok zengin insanın şirketlerinin amerikan devletine silah satabilmesi.
işte bütün bunlar bu derece basit, bu derece hüzünlü şeyler.
bu insanlar, maddi zenginlik için analarını bile satarlar. hepsi bu.
@osman
söylediğin şeyde haklısın. hesaplar adam gibi sorulmalı ve verilmeli. mesela mavtiyle malum partiye iş bankası hisseleri ile ilgili kredi sorulduğundada kaçamak cevaplar alınmıştı. iski yolsuzluğu soruldğunda alınan cevap şuydu sizde bosna paralarını açıklayın. Türkeşin trilyonluk mirasında şunu dedi MHP sözcüsü. biz bu işin tarafı değiliz. başka partiler bu işi kurcalamasın bizde onların işlerini kurcalarız.
bu yazan ben şimdi senin çıkıp sorabilecğin şeyleri tahmin ettiğimden, galataport yada benzeri şeylerinde farkında olduğumu bilmesini isterim.
ben olsam ; turhan çömez, yalçınbayır, ali coşkun gibi insanları kolay yoldan bırakmazdım. özellikle t.çömez’i .
bu ülkenin içi faizle boşaltılırken malum adam kamu havuzu kurup parayı tek elde toplanınca faiz musluğu kesilenler birden bir yaygaraya başlayıp 28 şubatı yaptırdılar (iktidarda koz verdi ellerine doğrusu)
gel seninle bir konuya bakalım. incele bir sitersen son 12 yılda şirketlerin karında faaliyet dışı gelir oranı neymiş ne duruma gelmiş. bu ülke 28 şubat sürecinde faaliyet dışı gelir diye devlet tahvili, bono vs diye soyuldu bunları unutmayalım.
şu bir gerçek gelenlerin hepsi yiyor ve yakınlarına yediriyor. ama sadece bir fark var. artık halkın payına daha fazla kırıntı düşüyor.
Ben korkuyorum