Adresi Akıllarda Tutulan Bir Blog Yazarı Olmak
Elbette web adresinden bahsediyorum.
Şu anda dünyada blog sayısı 80 milyon civarında. Bu sayı hakkında çeşitli tahminler var, ben destekli bir ortalamasını alarak 80 milyon rakamında karar kıldım. İşin içine bir iki yazı yazılıp bir kenara bırakılmış blogları da katacak olsak herhalde bu rakam yüz milyonlar seviyesinde olur ama bir anlamı yok.
Her blog yazarının gönlünde bir İnternet Mahir, bir Cem Yılmaz, bir Can Dündar yatıyor mu bilemem ama ben eminim ki neredeyse herkes blogunun onbinlerce okuru olmasını ister. Bu kadar çok rakip varken bu rakamlara ulaşmak nasıl mümkün olabilir? Her gün onbinlerin hatta yüzbinlerin ziyaret ettiği blogların büyük bölümü birden fazla kişi tarafından, yani bir ekip tarafından yazılan bloglar. Zaten bu bloglar sadece bu işi yapmak üzere kurulmuş şirketlere aitler.
Bunları işin içinden çıkarırsak gerçekten çok sayıda tekil ziyaretçi sahibi birkaç blog kalıyor geriye. Bunlardan biri Dooce.
Dooce’yi şöyle bir incelerseniz, çok ziyaretçisi olan bir blogmuş izlenimine kapılmazsınız. Blogundan elde ettiği gelir sayesinde artık çalışmayan, iş olarak sadece blog yazarı olan Heather; evli, bir çocuk annesi, eski web tasarımcısı bir kadın.
Dooce bu kadar trafiği nasıl yakalamış olabilir? Burada herhangi bir trafikten değil, reklam geliri yaratan bir trafikten bahsediyoruz. Reklam geliri üzerinden kazanç sağlayan blog sahipleri bunun ne kadar zor olduğunu bilirler. Sitenize onbinlerce kişinin gelmesi tek başına reklam geliri sahibi olmak için yeterli değildir.
Biz yine de konu başlığımızdan sapmamak için trafikten bahsedelim. Dooce’yi birkaç gün arka arkaya takip edecek olursanız sıklıkla güncellenen, sıcak, içten bir tarza sahip, dobra bir kalemin yazdıklarını okuyabilirsiniz. Elde edebileceğiniz ipuçları belki de sadece bunlarla sınırlı olacaktır. Tabii bir de Heather’ın iyi bir yazar olması ve esprili bir dil kullanıyor olması trafiği artıran nedenler arasında yerini almalı.
İkinci örneğimiz, ziyaretçilerinin yarısının kendisinden nefret ettiği, diğer yarısının da tapınırcasına sevdiği Robert Scoble. Adam bir yere link verdiğinde oraya tonla trafik sağlıyor. Robert Scoble’ın blogu tahmin ediyorum ki röportajlarını yayınladığı Scoble Show ve Podtech sitelerinden daha fazla ilgi görüyordur.
Scobleizer.com’u da birkaç gün arka arkaya takip ederseniz karşılaşacağınız üç beş şey aşağı yukarı bellidir: Sıklıkla güncellenen, sıcak, içten bir tarza sahip, dobra bir kalem.
Yine tek başına yarattığı trafikle ortalığı kasıp kavuranlardan biri de Michelle Malkin(nedenini bilmiyorum ama bu blog haftalardır Türkiye’den ulaşılamıyor). Laf aramızda kalsın ben kendisinden nefret ediyorum. Malkin’in yüksek ziyaretçi trafiği, adının geçtiği her ortamda mide bulandırmasıyla doğru orantılı. Özet olarak söylemek gerekirse Malkin; Bush iktidarını savunan, annesi onu A.B.D.’de doğurduğu için Amerikan vatandaşı olmasına rağmen Amerika’nın bu uygulamayı kaldırmasını isteyen muhafazakar, cumhuriyetçi, melez bir kadın. Vesikalık fotoğraf olarak bakılırsa bazı erkeklere çekici görünebilecek genç bir kadın olarak nitelendirilebilir ama blogunun çektiği ilgi bununla açıklanamaz.
Michelle Malkin’i bir tür blog dünyasının politik Ahmet Çakar’ı olarak nitelendirebiliriz belki. Kendisi, içinde insan hakları geçen her haberi terör yanlısı olarak değerlendiren ilginç bir düşünce yapısına sahip.
Eminim, her gün milyonlarca ziyaretçi sağlayacağını bilseniz bile bir Hıncal Uluç olmayı istemeyeceğiniz gibi bir Michelle Malkin olmayı da istemezsiniz.
(sürecek) sürdü
Benzer yazılar:
- Adresi Akıllarda Tutulan Bir Blog Yazarı Olmak - 2
- Saddam’ın İdamı ve Ziyaretçi Trafiği
- Google Hottrends ve Technorati Popüler Aramalar
- Sine-i Millete Dönmek
Rastgele yazılar:
- Akademik Kariyere Zaman Ayırmak
- Görece Bir Değer Olarak Zaman
- Blogumu Özledim!
- Dünden Yarına Tasarımda Basitlik