alemlerin aslı hayaldir

Adresi Akıllarda Tutulan Bir Blog Yazarı Olmak – 3

Dünü özetleyerek devam edeyim: Adresi akıllarda tutulan bir blog yazarı olmak, seçimlerinizden ve yorumlarınızdan oluşan özgün bir içerik yaratmaktan geçer demiştim.

Buradan içeriğin önemine değinerek devam etmek istiyorum. Ne web standartlarında tasarım, ne albenili bir görsellik, ne de birilerinin size link verip vermediği içerik gücünüzün önüne geçemez. Ne bloglar gördüm içinde yazı yok, ne yazılar gördüm tasarımı yok desem biraz daha iyi anlatmış olur muyum?

Burada kavramı özümsemek için ölçü olarak almanız gereken sevdiğiniz yazarların, yönetmenlerin, dergilerin, dizilerin nasıl da peşini bırakmadığınızdır. Diyelim ki Umberto Eco hayranısınız. Umberto Eco’nun bir sonraki romanı tuvalet kağıdına basılacak desem siz bunu okumaktan vazgeçer misiniz? Sanmıyorum. İşte içeriğin gücü bu derece açıktır.

Herkesin bir sonraki yazısını merakla beklediği bir blog yazarı olmanın anahtarlarından biri de güncellemeden geçiyor. 21. yüzyılın genel hız ortalamasını dikkate alırsak iki üç günde bir birşeyler yazmak makul bir güncelleme sıklığı olarak kabul edilebilir.

Şimdiye kadar bahsettiğim bu çok temel düşüncelerin yanına eklemek istediğim önemli birkaç şey daha var. Dün Türker Keskinpala anlatmak istediklerimin bir kısmını serinin ilk yazısına yaptığı bir yorumla çok güzel özetledi:

“hata yapmaktan cekinmeden rahat rahat yazmak”

Ben bunu çok temel bir kural olarak görüyorum. Adresi akıllarda tutulan bazı blog yazarlarına örnekler vermeye çalıştım ve onların ortak yönlerini ortaya koymak istedim. Herhalde bu ortak yön yukarıdaki cümleden daha iyi ortaya konamazdı.

Hata yapmaktan korkmadan yazmak, hata yapmaktan korkmadan yaşamakla mümkün olabilecek birşey. Böyle bir özelliğin bırakın üç parçalık bir yazı dizisini, birkaç kitapta bile kolay kolay anlatılabilecek birşey olduğunu sanmıyorum. Ama belki şu söylenebilir; hayatta birçok konuda olduğu gibi blog yazarlığını da sadece blog yazarlığı olarak ele alamayız. Hayat birçok açıdan bir bütündür. Onu parçalarına ayırıp tek tek geliştirmek ezberciliğe girer. Daha çok film izler, daha çok kitap okur, daha çok kaynaktan beslenirseniz yazacak daha çok ve daha kaliteli blog yazılarınız olur. Şimdiye kadar size öğretilen yemek tarifleri dışında bir yemek yapmaya cesaretiniz varsa blogunuz için de daha özgün yazılar yazmaya cesaretiniz var demektir. Evden dışarı çıkmadan havanın durumunu kontrol ettikten sonra üzerinize neler giymeniz gerektiğini iki kere değil oniki kere düşünüyorsanız blogunuz açısından da bu sizi tutuk bir blog yazarı yapacaktır.

Bazen, bazı darboğazları aşmak yenilik ve cesaret ister. Blogunuzda yazarken hata yapmaktan korkuyorsanız yazılabilecek en hatalı şeyleri yazmaya çalışmakla işe başlayabilirsiniz. Bu sizi zamanla özgün olmaya götürebilir.

Son olarak yine aynı doğrultuda birkaç detay daha: Blog adresiniz üzerinde uzun uzun düşünmeyin. Seçeceğiniz tema üzerinde uzun uzun düşünmeyin. Görsel tasarımınız üzerinde uzun uzun düşünmeyin. Bunun yerine şöyle düşünün; eğer fırıncılar her sabaha karşı ekmek yapmaya başlamadan önce bu kadar uzun düşünselerdi bugün aç kalırdık. Yapmanız gereken en önemli şey yazı ve düşünce kabiliyetlerinizin önündeki engelleri kaldırmaktır.

Benzer yazılar:


Rastgele yazılar:

3 Comments to Adresi Akıllarda Tutulan Bir Blog Yazarı Olmak – 3

  1. 2 May 2007 at 16:52 | Permalink

    Anlattıkların çok gerçek ve doğru! Yaşarken de “özgün” olmayı başarabilenler yani “yaşadıklarından (iyi ya da kötü) pişman olmayanlar“, “başkalarından önce, kendilerini, oldukları gibi sevenler“, “öğrenmekten asla bıkmayanlar” yazdıklarıyla da “farklılık” yaratabilirler.

    Bütün bunları gerçekleştirebilmek içinse, Wilhelm Reich‘ın şu sözünü düstur edinmek yeterli olacaktır:

    “Sevgi, Çalışma ve Bilgi yaşamımızın tükenmez kaynaklarıdır. Dolayısıyla, yaşamı onların yönetmesi gerekir.”

  2. 2 May 2007 at 18:06 | Permalink

    hmmm. ben esince yazıyodum, dikkat mi etsem artık ne :D

  1. By on 12 May 2007 at 18:39
  2. By on 13 July 2007 at 0:45
  3. By on 17 February 2008 at 19:18