alemlerin aslı hayaldir
Bu e-mail bana bugün iki ayrı yerden geldi. Mailin metni şöyle:
T.C.
ADALET BAKANLIĞI
BİLGİ İŞLEM DAİRESİ BAŞKANLIĞI HALKIMIZA UYARI
Son günlerde karşılaşılan, sosyal sağlık tehdidi oluşturan, halka açık yerlerde kötü niyetli şahısların; Hepatit ve türevleri, AIDS; gibi bulaşıcı hastalık dağıtma girişimleri ile ilgili istihbaratlar alınmış ve bunların tüm yazılı, görsel basın ve Internet aracılığıyla en hızlı şekilde halkımıza iletilmesi zorunluluğu doğmuştur.
Bu nedenle;
Enfeksiyonlu iğne uçlarının vücudumuzun herhangi bir yerinde kana karışabilecek enfekte istemine karşı;
-Sinema, tiyatro,konser salonu gibi; kalabalık izleyici kitlesine sahip kapalı alanlarda, bizlere ayrılan koltuklara oturmadan önce, ışıklar henüz yanıyorken, koltuklarımızın üzerini kontrol etmemiz,
-Halka açık Telekom Ankesörlü Telefon’larını kullanırken jetonumuzu geri almamız sırasında jeton iade gözüne elimizi dikkatlice ve kontrol ederek sokmamız,
-Restaurant ve benzeri yeme – içme mekanlarında kürdan kullanmamamız, en azından kapalı ambalajda kürdanları tercih etmemiz,
önerilmektedir.Bu uyarı niteliğindeki dosya, tüm İlçe Emniyet Teşkilat’larına ve Internet
yoluyla siz ve sizin gibi etkin Internet kullanıcısı halkımıza bir ön bilgi olarak gönderilmiştirBu dosyayı kişisel iletişim dahilindeki tüm tanıdıklarınıza ve akrabalarınıza iletmenizi, halkımızın sağlığı ve refahı için zorunlu bir durum olarak görmekteyim.
Turan Açikmese
Adalet Bakanlığı
Tetkik HakimiT.C. ADALET BAKANLIĞI
06659 KIZILAY / ANKARA
TEL: 90 (312) 417 77 70
Uyanık bir internet kullanıcısı olarak soluğu Adalet Bakanlığı’nın web sitesinde aldım.
Sitede elbette böyle bir duyuru yoktu. Olmayacağını da zaten tahmin etmiştim.
Peki o zaman Adalet Bakanlığı’nın web sitesinden alınma bir logoyu da taşıyan bu e-mailin amacı ne olabilir? Bunu forward edenlere bir şey söylemiyorum ne de olsa gelen mailin içeriğine doğru dürüst bakmadan bile mail iletenler var. Şuur diyorum her zaman, bilinç diyorum; konu dışına çıkmamak için bunları şimdi tekrar etmeyeceğim çünkü özel olarak bu e-mail’in içeriği önemli.
Bu e-mail psikolojik savaşın ta kendisi. Metinde görebileceğiniz gibi amaç halkı korkutmak, paranoyaklaştırmak, toplum bağlarını çözmek, herkesin birbirinden kaçınmasını sağlamak, yani kısaca milleti manyaklaştırmak amacıyla düzenlenmiş bir e-mail kampanyası.
Halkın böyle korku içinde yaşamasından kim fayda sağlar, ne fayda sağlar buna bakarak düşünmek lazım. Az buz bir mesele değil bu bence çok ciddiye alınmalı.
Açıkçası yine forward mail olarak dolaşan bor, toryum vb. maddeler hakkında bilgilendirme amacıyla milleti yine paranoyak eden e-maillerin de bundan farkı olmadığını ve tamamen psikolojik savaş amacına hizmet ettiğini söylemek isterim. Şöyle bir bakıyorum duruma, her şey çok açık, ortada. Her şey Türk Milleti kendine olan güvenini yitirsin diye yapılıyor. Psikolojiden daha büyük bir silah yoktur.
Bu konuda başka söylemek istediklerim de var ama burada kesiyorum, şu başlıkta belirttiğim forward mail önemli, şu anda dolaşıyor ortalıkta. Onu sağa sola yolluyorsunuz, bu yazdıklarımı da yollayın.


22 Ocak 2008 22:46
Forward manyaklığı sınır tanımıyor, hele de komplo teorileri ve paranoyalarla birleşince tadından yenmiyor!
23 Ocak 2008 00:06
yuh yaa, ben kendimi bildim bileli böyle bir şehir efsanesi vardır, bu sefer biraz daha süslemişler, ayrıca halen böyle zırvalıklara inanan insanların olması çok yazık, bir de bunun kıç-kıça kalabalık barlarda saplanan iğneli bir versiyonu daha olacaktı.
23 Ocak 2008 01:20
Aslında forward mail zincirlerinin olayı bambaşka, halkı korkutmaya çalışışlması kadar kötümser düşünmeye gerek olmasa da yine de fena bir amaç: spam. Şöyle ki;
1. Uyanık kişi veya kuruluş bu e-postayı yaratıp elindeki e-posta adresi veritabanına (kişi veya kuruluş eğer yeniyse internetten bulabileceği veritabanlarındakilere) gönderiyor.
2. E-posta elbet bir şekilde yayılıyor ama pek az kişi CC olayından haberdar olduğu için e-postanın içi forward’layanların adres defterleriyle doluyor.
3. E-posta bir şekilde bu kişi veya kuruluşa geri dönüyor ve adamın elinde onlarca, yüzlerce ve hatta bazen binlerce e-posta adresi oluyor.
X. Bu tarz eylemler devam ettikçe kişi veya kuruluşun elindeki e-posta adresi listesi kartopu gibi büyüyüp duruyor.
Y. Daha sonra bu e-posta adresleri irili ufaklı birçok şirkete satılıyor ve MSN paralı olmasın diye, kanserli çocuk ölmesin diye, AIDS’e yakalanmayalım diye, teröristlerin hazırladığı sunu hakkında herkesi uyandıralım diye yolladığımız e-postalar bize spam olarak geri dönüyor.
Haşarı hacker’lık zamanlarımdan (12-14 yaş aralığım) bu tekniği hiçbir zaman uygulayamadım ama hacker forum ortamlarında milletin e-posta veritabanı aradığını da görmedim değil.
23 Ocak 2008 02:20
üniversiteyi kazandığımda, yedi sene önce, beni memleketten yolcu etmeye gelen bir aile büyüğüm beni bunlar konusunda uyarmıştı. sıralaması da aynen böyle, sinema, ankesörlü telefon ve kürdan şeklindeydi. belki o yaymış olabilir bunu. ha bir de, yolda yürürken hastalıklı iğne batırıp, cebimize “aramıza hoşgeldin” yazılı kağıt bıraktıklarını da söylemişti.
çok tırsmıştım öyle böyle değil. bu eskişehir ne pis memleket, insan insana bunu yapar mı filan diye düşünmüştüm harbi harbi.
23 Ocak 2008 09:36
Biz üniversitede, pimpirikli bir arkadaşımıza, bir gece dışarıda bunu şaka olarak yapmıştık. Kıçına bir iğne batırıp gece kulübünde,cebine de not bırakmıştık
:)
Osman senle mi yapmıştık bunu?
23 Ocak 2008 09:57
adalet bakanlığının ülkede jetonlu telefon kalmadığından haberi yok anlaşılan.
24 Ocak 2008 11:48
Ben artık bu tip mailleri doğruluğundan emşn olmadan forward edenlere de kızıyorum.
Bütün arkadaşlarıma altına imzanızı atmayacağınız maili bana yollamayın dedim. 1 haftadır işe yaradı gibi.
Tespitlerin çok yerinde. Sayfanı Eda sayesinde tanıdım. Okumaya devam edeceğim.
Sevgiler
25 Ocak 2008 21:54
Haha… Bu ‘şehir efsanesi’ ben ortaokula başladığım senede de yaşıyordu. 12 sene önce falan demek ki. O zaman tabii internetten yayılmıyordu o kadar hızla; ama ‘küçük akıllar’ aynı küçük akıllar ve bunları ‘forward’layarak dünyayı kurtaracaklarını sanıyorlar. Sadece ucuza viagra reklamları almış oluyoruz oysa
))))
Sevgiler…
not: Eh… Ben de Eda’da gördüm siziii
5 Şubat 2008 19:00
hiç bu açıdan bakmamıştık olaya gerçekten güzel bir düşünce.
21 Nisan 2008 13:36
eskişehirden bir sorum var ceza evi mahkumlarının dosyaları nasıl ögrene biliriz ancak doya no ve esas no bilmiyom yardım cı olabilirmisiniz