Monthly Archives: December, 2007
Ali Saydam’dan sürpriz bir internet yaklaşımı
Ali Saydam Akşam gazetesindeki köşesinde ilginç bir yazı yazmış. “Benim blogum da yok facebook üyeliğim de” başlıklı yazısında internet ortamının iletişim aracı olarak ne kadar etkili olduğunu tartışmış.
Ali Bey bilgi sahibi olmadığı çoğu konuda “bu konuda bilgim yok” diyecek olgunluğu hep göstermiş biridir. Ama konu internete gelince kişilerden bağımsız olarak neredeyse herkesde bu özellik değişebiliyor.
Bu [...]
Ya sev ya terket!
Az evvel Youtube’da gezinirken çok güzel bir kayıt buldum. Bir Ortodoks Hristiyan parçası. Videoyu bir izleyin, daha doğrusu izleyecek bir şey yok da esas dinleyecek bir şey var, dinlerken okuyun diyeceklerimi.
Şimdi efendim, ben bu yazıyı İstanbul’dan yazıyorum. Fazla değil yaklaşık 100 yıllık İstanbul’luyum ben. Ama burası benim. Burada doğdum büyüdüm. Annem babam da burada doğdu [...]
Şu çılgın atom çekirdeği parçacıkları
Yaz civarı bir Secret çılgınlığı kaplamıştı dört bir yanı. Biraz da tam sahilde güneşlenirken okunacak bir kitap olmasından ötürü belki. O zamanlarda parçacık fiziği ve atom çekirdeğini oluşturan parçacıkların ilginç davranış biçimlerinin sosyal yaşama uyarlanması üzerine bir şeyler yazacağımı söylemiştim. Buna ancak sıra geldi.
Efendim günümüzde medyada kuantum fiziği olarak anılan bilim dalının Türkçesi parçacık fiziği. [...]
Engin Ardıç eleştirilerim üzerine
Okuyanlar hatırlar geçen hafta Engin Ardıç’la ilgili iki eleştiri yazısı yayınladım. Bir süre önce de o iki yazı kadar ciddi olmayan, alay tarafı biraz daha ağır basan ama bana göre yine de son derece haklı bir yazı daha yayınlamıştım.
Bu konuda yakın arkadaşlarımdan bazı sorular ve eleştiriler geldi. Onlara hem hak veriyorum hem de vermiyorum. Bu [...]
Türban serbest bırakılmalı
Bu konuda eninde boyuna düşündükten sonra vardığım son karar bu. Tabii ki benim kararımla bir şey değişmeyecek. Ama ben yine de fikrimi söylemek isterim.
Üniversitelerde olsun, kamusal alanda olsun türban yasağı ile bir yere varamadığımız gün gibi ortada. Bu bir yere varamama durumu da siyasi kültürümüzü zedeliyor, ilerlememizi engelliyor.
Hükümet sayısız defalar türban yasağını kaldırmayı vaadetti ama [...]
Az düşünmek 2
Bir önce yazdığım yazı biraz ham fikirleri de içinde barındırdığından ikinci bir yazıyla daha bu konuyu desteklemek istedim.
Az düşünmek derken kastettiğim en önemli şey çok düşünmek yerine nitelikli düşünmek değil. Elbette bu ayrım da doğrudur ama ben daha ziyade insanoğlunun sıkıntıdan, huzursuzluktan kaynaklanan çok düşünme süreçlerini hatırlatmak amacıyla bunları yazıyorum.
Sıkıntı yaratıcılığı da berbaerinde getirir derler [...]
Röportaj mimi
Goddess Artemis mimlemiş, yazalım. Mimimiz röportaj mimi. Sorularımız şöyle:
1. Blog yazmaya ilk defa nasıl başladım?
2. Blog yazılarımın konusu belli bir çizgide olması için çaba gösteriyor muyum? Yoksa içimden geldiği gibi mi yazıyorum?
3. Blog yazmak için gün içinde bazı şeylerden feragat ediyor muyum?
4. Blog yazmak benim için eğlenceli bir uğraşken şimdi artan bekleyiş yüzünden zorunlu bir [...]
Ben de kendimi Namibya’lı hissediyorum
Tansu bir yazı yazmış, kendimi Angola’lı hissediyorum demiş. Kimseyi de mimlememiş ama ben buradan kendime homoplatonik bir mim çıkardım ve Namibyalılık hislerimi açmaya karar verdim.
Efendim şimdi Angola’lı hisseden Tansu arkadaşımız önemli hususlara değinmiş, ben Namibya’dan toprak istesem ne olur demiş falan. Kendine benzer birkaç akıllı bulup Namibya’ya saldırmayı bile düşünmüş. Ben bir Namibya münevveri, aydını, [...]
Postmodern kelimesi bir terim olarak neyi tanımlar, ne anlama gelir, ne demektir?
Az evvel blogumda postmodern kelimesini arattım, iki yazı çıktı karşıma ama hiçbirinde bu kelimenin anlamına dair bir şey yazmamışım. İlginç, bir yılı geride bıraktım ve normalde bu kelimenin kullanımına, anlamına önem veririm. Etrafımda yanlış kullanıldığını görünce düzeltmeye çalışırım.
Postmodern, kelime anlamıyla tam olarak “modern sonrası”, “çağdaş sonrası” anlamına gelir. Biz dünyalılar belli ki endüstriyel çağı çok [...]
Yılmaz Özdil’den çakma mim
Tansu yine hoş bir iş yapmış ve Yılmaz Özdil’in bir yazısından bir mim uydurmuş. Konumuz şu: Sizce dünyanın en ünlü insanı kimdir?
Bence dünyanın en ünlü insanı Hz. İsa’dır. Onun üzerinden indirildiği kabul edilen İncil de zaten dünyanın en çok satan kitabıdır. En azından şimdiye kadarki istatistikler böyle. İncil, bütün zamanların en çok satan kitabı.
Hristiyanlar (çoğunlukla [...]
Uçak kullanmakla yaşamak arasındaki benzerlikler
Uçak kazalarından bahsetmeyeceğim, konumuz o değil.
Yaşamayı oldum olası uçak kullanmaya benzetirim. Daha doğrusu yaşarken karar alma sürecimizi uçakların manevra yapış biçimlerine benzetirim. Uçaklarda olduğu gibi hayatta da aşırı keskin dönüşler felaket getirebilirler. Elbette hayatta bazen bazı konularda radikal değişiklikler yapmak gerekebilir. Ama bu zaten uçak kullanırken de yine böyledir.
Yaşamlarında keskin dönüşler, ani iniş çıkışları kendi [...]
Bir karabasan olarak Microsoft
Teknik konulara değinmedim uzun süredir, biraz değineyim.
Bir iki saat evvel bir yazar bir arkadaşım telaşla beni aradı. Üzerinde çalıştığı kitabının word dosyasını açamıyormuş. Sonradan anladık ki arkadaş Word 2007′de kaydettiği bir dosyayı Word 2002′de açmaya çalışıyor ancak Word 2007′nin default dosya formatı olan docx’i Word 2002 okumuyor. Okumuyorum da demiyor ama açıyor dosyayı, herhalde Microsoft’un [...]
Az düşünebilmek
Hayatta birçok yanlış karar, yanlış dünya görüşü, kişinin kendi çıkarlarına aşırı aykırı davranışı vs. gibi şeyler haddinden fazla düşünmekten ileri geliyor. Bu yaşıma kadar gözlediğim en önemli şeylerden biri bu.
Çok bilen çok yanılır lafının yanına bir de çok düşünen çok yanılır diye bir söz eklemek lazım belki de. Tabii ki hayatta birçok konuda karar vermek [...]
Engin Ardıç çılgınlığı tam gaz sürüyor
Birkaç gün önce Engin Ardıç’ın o günkü yazısını eleştiren bir yazı yazdım. Ertesi gün Engin Ardıç daha beter bir cahilliğe imza atarak iğrenç bir yazı daha yazdı. Midem daha fazla kaldırmayacağı için konuyu hiç açmadım burada. Ama ek$i sözlük’te bir yazar (firtinanin gozunden) üşenmemiş benimkine benzer bir üslupla Engin Ardıç’a yine hak ettiği bir eleştiri [...]
Komplo teorisi kavramının kullanımına taze örnek: Isparta’daki uçak kazası
Üç gün önce komplo teorisi kavramının yeni kullanımına dair bir yazı yazdım. Anafikir şuydu: Günümüzde halkın er ya da geç anlama / öğrenme riski olan konuları komplo teorisi adı altında bizzat haberi saklamak isteyen kişiler tarafından yayınlanması ve bu bilginin ve yayının sürekli kontrol edilmesi. Okumadıysanız bu yazıdan önce onu okumanızı tavsiye ederim. Şimdi de, [...]
Son yorumlar