Monthly Archives: November, 2007
Uzun bir yılın ardından aşure niyetine bir yazı
Dün bu blog bir yılı geride bıraktı. Yazdığım ilk yazı 29 Kasım 2006 tarihli. Daha önce de bahsetmiştim, blog yazarlığım bu blogdan öncesine dayanıyor. İlk blogum kendi adım yerine bir nick (mahlas) kullandığım Jefe’nin Yorumları idi.
Birinci yılı doldurunca bir değerlendirme yapmak, geçmiş yazılardan beğendiğim ve önemli bulduğum birkaçına link vermek gibi şeyler yapmak istedim ama [...]
Engin Ardıç ve bilmeden, düşünmeden köşe yazısı yazmak
Engin Ardıç yazdıklarıyla ve ardındaki hayran kitlesiyle beni hayretlere düşürüyor diyeceğim ama düşürmüyor aslında. Düşürmüyor çünkü kendisi tam bir cahil Türk aydını portresi çiziyor. Eleştirdiği konulara dikkatle eğilmeden, dünyanın ne halde olduğunu bilmeden, birkaç ezberlenmiş dogmatik fikirle yazılarını didaktik bir biçimde eninde sonunda eleştirdiği kitlenin haksız olduğunu çünkü çirkin olduğunu vurgulayarak yazılarına nokta koyan tipik [...]
Komplo teorisi sözünün yeni tarifi ne olacak?
Tarih boyunca komplo teorileri hep varoldular. Geride bıraktığımız 20. yüzyıl herhalde komplo teorilerinin ayyuka çıktığı bir dönem olmuştur. Elbette matbaanın en çok, en yoğun kullanıldığı ve artık çoğunluk tarafından erişilebilir hale geldiği bir yüzyılda herhangi bir fikrin geçmişe oranla çok daha hızlı yayılması kaçınılmaz bir gelişim. Kendi parasıyla bir matbaaya gidip kendi kitabını bastırıp dağıtan [...]
Ek$i Sözlük yazarlığı üzerine
Birkaç gün önce ek$i sözlük’ün yazar alımı üzerine bir şeyler yazmıştım ama bu yazı sözlük yönetimine hitap eden bir yazıydı, sözlüğün yazarlarıyla alakası yoktu. O yazıya yapılan bir yorumda da bunu belirtmek zorunda kaldım. Aynı yorumda yazarlara hitap eden, onları konu alan bir şeyler yazacağımı da söylemiştim.
Ek$i Sözlük yazarlığını incelerken ön plana çıkan sözlük başlıklarını [...]
Serbest piyasa ekonomisi, Cem Uzan, TMSF, Hülya Avşar
Bugün gazetelere yansıyan bir haber var. Uzan, devlete 40 Milyar dolar tutarında bir tahkim davası açıyormuş. Dava BM ve Dünya Bankası nezdinde açılıyormuş. Ben basına pek güvenmiyorum o nedenle miş, muş ekleriyle yazdım ama ortada Uzanlar’ın devleti mahkemeye vermeye hazırlandığı gibi bir haber var, bunu böyle anlayalım bence, büyük ihtimalle bu seviyede bilgi gerçektir.
İnternette çeşitli [...]
Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü
Tansu’nun “ve kadınlar” başlıklı yazısı sayesinde böyle bir günden haberim oldu. Günün bitmesine dakikalar kaldı şu anda, o yüzden bugün içine sıkıştıramayabilirim yazıyı. Dolayısıyla belirtmek isterim ki söz konusu gün 25 Kasım.
Kadına yönelik şiddetin sadece kadına yönelik, kadına özel bir şiddet olduğuna pek inanmıyorum. Kadına şiddet gösterebilen biri hayatın her alanında rahatlıkla şiddet gösterebilir. Şiddet [...]
“politik” ve “dini” kelimelerinin çeviri kullanımı
Geçenlerde bir yazıda rastladım aklıma geldi; “politically correct” ifadesini “siyaseten doğru”, “politik olarak doğru” gibi ifadelerle Türkçe’leştirmeye çalışıyorlar. Bu çok ama çok yanlış bir çeviri.
İngilizce’de politik kelimesi her zaman siyasi anlamına gelmez. Hatta şimdi ben politik kelimesine tam olarak karşılık gelecek bir kelimeyi bir çırpıda bulamıyorum. Politik kelimesi İngilizce’de “içten pazarlıklı”, “resmi”; yani samimi ve [...]
Naomi Klein ve Felaket Kapitalizmi
Naomi Klein‘ı takip etmenizi öneririm. Kendisi dünyamızın içinde bulunduğu durumu son derece açık, net ve duru bir dille yazıyor.
Görüşlerinin özeti:
Dünyada gücü elinde bulunduranlar, hem kendi ülkelerinde hem de dünyadaki birçok ülkede ihtiyaçları olan değişimleri gerçekleştirmenin yolunun felaketlerden geçtiğini anladılar. Bir ülkede herhangi bir kriz olduğunda (ulusal sel felaketleri, deprem, iç savaş, savaş, ekonomik kriz, vs.) [...]
Ek$i Sözlük yazar alır gibi yaptı
Ek$i Sözlük 4 Kasım 2007′de yazar almaya başladı yeniden. Şu anda başvuruda bulunup onay bekleyen yazar sayısı 13622. Bu sayı her geçen gün artıyor. Son bir haftadır sözlükte yazarlığı onaylanan kişi sayısı günde ortalama 10 civarında. Yani şu andan itibaren yazar alımı artık kapansa bile herkesin yazar olması için aşağı yukarı 3 yıl geçmesi gerekiyor.
Anlaşılan [...]
Serdar Turgut yeniden
Bir iki haftadır Serdar Turgut’u günlük olarak takip eder oldum. Ne yazık ki yıllardır Serdar Turgut ve Engin Ardıç gözümde aynı seviyedeydi. Serdar Turgut’a haksızlık ettiğimi çok geç anladım.
Şimdi onun yazılarını okurken bu adamın ne kadar komplekssiz ve ne kadar usta bir yazar olduğunu anlıyorum. Türkiye’de gazetelerde köşe yazısı yazan birçok yazarın yanında inci gibi [...]
32 Yaşımda tarağı keşfettim
Biliyorum şaka gibi bir başlık ama ciddiyim ben. Kendimi bildim bileli, ilkokul dördüncü sınıf civarında yaz tatilinde kısa birkaç gün hariç elime tarak almışlığım yoktur. İnsanların saçlarını niçin taradıklarını anlamazdım, buna bir anlam veremezdim. Bana hep zaman kaybı gibi gelirdi. Üstelik ben saçlarımı dağıtana kadar anam ağlıyor, insanlar niçin ellerine tarak alıp düzeltmekle zaman kaybediyorlar [...]
Kitlesel cinnet
Tansu Günay beni güzelce mimlemiş. Ruanda’nın nesi meşhur başlıklı muhteşem bir yazı yazmış. Beni okumadan evvel onu okumanızı öneririm. Beni de o yazının sonunda mimlemiş, belki de hayatımda aldığım en iyi zamanlanmış mim bu, çünkü benzer konularda yazmaya hazırlanıyordum ve birinin ittirmesine biraz ihtiyacım vardı.
Kitlesel cinnet başka birçok isimle daha anılır. Kitlesel histeri (mass hysteria), [...]
Küçük Ağa gibi hissetmek
Son günlerde bloga yazma hızı olarak planladığımın / arzuladığımın gerisindeyim. Bunun birkaç sebebi var.
Sebeplerden biri, 21 Ekim 2007 Pazar günü yaşanan Dağlıca olayı sonrası aylardır başarıyla uyguladığım “haber takip etmeme” kuralını bozmuş olmak. Bu kuralı bozunca akabinde psikolojim de bozuldu açıkçası. Zaten haber takip etmeme kararım “kişinin kendi ruh sağlığını koruma sorumluluğunun yine kişinin kendisine [...]
10 Kasım’ın ardından
Dün yazmaya elim gitmedi. Ne yazacaktım? Klişe sözler beni doyurmuyor. Türkiye tuhaf bir yere doğru dörtnala koşuyor ve durması gerek.
Genelkurmay Başkanı bir basın toplantısı yapıyor, gazetelerin internet sitelerinin alt köşelerinde veriliyor haberi. Cuma gününden bahsediyorum. Gecesinden değil. Eskiden böyle olmazdı.
Halka TSK’yı düşman gösteriyorlar. Cumhuriyet tarihimize “80 yıllık zulüm” adını uygun gören zihniyet iktidar partisi olarak [...]
Tipik bir psikoterapi seansı nasıl geçer?
Cross-post demişken… Hayatkisa.com, 21 Mayıs 2007, Tipik Bir Psikoterapi Seansı Nasıl Geçer?
Bir psikoterapi seansı için tipik sıfatını kullanmak biraz yanlış çünkü herkes birbirine hem benzer hem de apayrıdır o yüzden bir kişinin psikoterapi seansı her zaman bir diğerininki gibi olmaz. Hatta çoğu kez farklıdır. Ama yine de herhangi bir terapi seansından bahsetmek, kısaca özetlemek, konuyu [...]
Son yorumlar