Osman S Börütecene

alemlerin aslı hayaldir

12 Eylül darbesinin suçunu 80 kuşağına yıkmak

12 Ocak 2008 Cumartesi 04:06, Osman Seyit Börütecene

75 doğumlu bir ademoğlu olarak 80 kuşağı sayılıyorum. Özal Türkiye’sinde büyüdüm. 12 Eylül 1980 askeri darbesinin bütün olumsuzluklarını, bunların birer olumsuzluk olduğunu bilemeden büyüdüm. CHP geleneğiyle yetiştim, Amerikan gelenekleriyle yoğrulmuş bir topluma itildim. Önüme Amerika’nın tüm dünya için belirlediği yoldan başka bir yol konmadı. Ancak yıllar sonra, otuzlarıma gelince hanyayı konyayı, amerikayı avrupayı, osmanlıyı romayı anlayabildim. Hem de tüm ‘kaliteli’ eğitimime rağmen.

Bu süreç boyunca bir şey beni fena halde taciz ve rahatsız etti. Bizden önceki kuşak, bizim kuşağımızı ‘apolitik olmakla’ suçladı ama ne suçlamak. Bizler kitap okumuyorduk, siyasi fikrimiz yoktu, aklımız kısa yoldan köşeyi dönmekteydi. Cumhuriyetin değerini bilmiyorduk. Amerikan kültüründe boğulmuştuk.

Evet öyleydi ne var? Nolmuş yani? Ben mi yaptım 12 Eylül darbesini? Benim kuşağım mı yaptı? Benim kuşağım kendisine aşılanan kültürü ve hayat tarzını dünyaya gelirken özellikle mi seçti?

Böyle bir durum var. Biz, hadi adını da koyayım, 90′lı yıllar boyunca “Türkiye’yi kurtarmaya çalışan ama başarılı olamamış” bir önceki kuşak tarafından sürekli ezildik. Sanki 80 darbesi bizim suçumuzdu. Bir tanesi de bize bir şey öğretmeye anlatmaya çalışmadı.

Aynı zihniyet bugün Cumhuriyet gazetesinin internet sitesini para ödeyip üye olmayanlara kapalı tutuyor. Bu sadece bir örnek. Keşke burada biz (80 kuşağı) olmasaydık da bu bizden önceki kuşak olsaydı. O zaman AKP cezası yerini bulmuş olurdu gerçekten.

Acı ama gerçek; 80 darbesini biz yapmadık. Ben o zaman 5 yaşındaydım. 80 darbesini siz yaptınız.

'12 Eylül darbesinin suçunu 80 kuşağına yıkmak' başlıklı yazıya 9 yorum yapılmış.

  1. Ufuk Polat diyor ki:

    Haklılığını bu kadar açık tasvir eden bir başka yazı yazamazdın herhalde… Tebrikler!

  2. alialtugkoca diyor ki:

    benimde çeşitli zamanlarda aklıma gelen ifade ettiğim bi konuya çok güzel değinmişsin,Osman kardeşim.
    biz apolitiğiz siz değildinizde neyi başardınız,önce birbirinizi yediniz sonra darbeler yaptınız.bizim günahımız ne, bu politik amcalar bizimde yeni gençliğinde birbirini yemesini neden bu kadar çok istiyolar.böyle zamanlarda insan darbe sever oluyor.Az bile yapmışlar size siz daha fazlasına layıktınız.

  3. kafamcokkarisik diyor ki:

    Ben bu yazıdaki yoruma katılmıyorum. Bu bir siz yaptınız biz yaptınız sorunu diil, ortada bir darbe ve onun arkasından yetişmiş ilk kuşak olan bizler varız. Darbe sonrasının ilk kuşağı olarak müthiş bir hızla değişen Türkiye’de nereye tutunacağını bilemeden bütün moral değerlerini yitirip yitirip yeniden bulan bir kuşağız biz. Bizden önceki kuşakların ne söylediklerini kaale bile almanın gereksiz olduğunu düşünüyorum, özellikle de okuduklarımız konusunda, onlar çeşitlilikten, farklı fikirlerden kaçarken biz Hesse’yi, Niççe’yi, Marks’ı, Nazım’ı, Necip Fazıl’ın yanına koyduk da okuduk. Teki istediğimiz tutunacak bir dal bulabilmekti. Onlar hayatlarını baştan aşağı değiştiren dramatik bir olay olarak bakıyorlar 80 darbesine, biz ise sadece sokakta sürekli askerlerin dolaştığı, bizim dolaşamadığımız, televizyonda Kenan Evren’den başkasını göremediğimiz bir dönem olarak hatırlıyoruz. 12 Eylül’den çok daha önemli kimlik sorunlarımız oldu bizim 12 Eylül sonrasında.
    Doğru’nun, iyi’nin, normal’in bilgisiyle, çalışmanın erdemiyle büyütüldük, çalışan kazanacak, elması kızaracaktı sözde ama bir baktık ki gerçek böyle değil. Afalladık, değer yargılarımızın gerçekle uyuşmadığını görünce, ama el yordamıyla da olsa kendimize ait bir gerçek bulmaya çalıştık. Kimseden de yardım filan görmedik bunu yaparken. O yüzden 12 Eylül’ü de onun suçunu da bununla ilgilenen kimse ona bırakıp önümüze bakmakta fayda görüyorum ben. Bu iyice yaşlanan bir kuşağın zırvalamasından başka bir şey değil. Dünya artık onların dünyası olmadığı için mızıldıyorlar sadece, bırakalım mızıldamaya devam etsinler, biz de onların yaşına gelince mızıldarız! Ama şimdi işimiz gücümüz var bizim.

  4. JerenCe diyor ki:

    @kafamcokkarisik, gerçekten de kafanız baya karışık! Ne demek bize ne, ne yaşadılarsa. Geçmişine bakıp ders almayan bir topluluk, önüne nasıl bakabilir.
    Bu gün bütün yaşadığımız; sağcı, solcu, kürt, Türk, Ermeni sorunları o zamanların eseri değil mi? Siz sanıyor musunuz ki; yarın daha güzel olacak? Emin olun ki 80 kuşağı ( ki az buz hatırlayan biri olarak) önümüzde yetişen yeni nesilden daha şanslıydı.

  5. kafamcokkarisik diyor ki:

    Jerenje dünyanın en karışık coğrafyalarından birinde ülke olarak hiç de fena olmayan bir performans gösterdiğimizi düşünüyorum. Kürt sorunu, yükselen milliyetçilik, amanın Sevr geri geliyor ulusalcılığı, Ermeni Soykırımı muhabbeti, bunların hepsi 12 Eylül’ün sonuçları, ama temelde bu ülkenin kendi içine kapanıklığı ile ilgili sorunlar.

    Dünyanın belli başlı gelişmiş ülkelerinin gazetelerini açıp baktığınızda dünyanın dört bir yanından haberlerle karşılaşırsınız. Biz Darfur’da olan bitenden ne kadar haberdarız mesela? Kaçımız Güney Amerika’da yükselen sol ve anti-Amerikan dalga hakkında esaslı bir şeyler biliyoruz. Dünyanın geri kalanına ilgimiz “acaba Türkiye’den bahsettiler mi? Türkiye’den nasıl bahsettiler?” sorusuyla kısıtlı. Bir de Osmanlı mirası coğrafya’da Çeçenistan, Bosna, Filistin’de bir şeyler olduğunda ilgileniyoruz dünyanın geri kalanıyla. Kuzey Irak’ta ilk Körfez savaşından beri bas bas bağıran Türkmenleri bile sadece işimize geldiği noktada işimize geldiği kadarıyla duyduk. Onun dışında dünyanın geri kalanı bir gezegen, Türkiye başka bir gezegendir bizim için.

    Sağ sol kavgası dediğiniz şey artık sadece üniversitelerde var. Ülkücüler sosyalistlere saldırır, onun dışında sol adına kapsamlı ve GERÇEK bir tek yeni cümle duyduk mu yıllardır? CHP klasik tanıma uyan bir sol parti midir? AKP’yi klasik türk sağının neresine konuşlandırabiliriz. Herşey değişiyor, dünya değişiyor, Türkiye müthiş bir hızla değişiyor. Değişim kendi koşullarını dayatıyor. Bu koşulların tanımını yapmadan, bu değişimin içinde kendi yerimizi doğru dürüst bulmaya çalışmadan, strateji belirlemeden, onu da geçtim teorik bir altyapı çalışması yapmadan, onu bile geçtim o teoriyi oluşturacak kavramları belirlemeden sadece damarımıza basıldığı zaman Türkiye İran olmayacak! Türkiye bölünmez! diye bağırıp duruyoruz.

    Ben bir adamın ağzından Kürt kelimesini ilk duyduğumda 16 yaşındaydım. Kürt diye bir etnisite olduğunu biliyor muyduk çocukluğumuzda? Hepimiz Türk olarak tanımlamıyor muyduk kendimizi? Bize ne ne yaşadılarsa derken demek istediğim buydu. 12 Eylül’ün kimin yüzünden olduğu değil önemli olan. 12 Eylül’ün bu ülkeye ne yaptığı daha önemli. Bu ülke 1980′e kadar Türktü, laikti, cumhuriyetçiydi. 12 Eylül ve arkasından gelen Özal dönemi üzerinde toplumsal konsensusun sağlandığı bu kavramları paramparça etti, bu toplumun üstünde duran çatıyı dağıttı. Şimdi Türk müyüz Türkiyeli miyiz, Müslüman mıyız, laik miyiz bilmiyoruz. Biz kimiz sorusunun bir tek cevabı yok artık. Şimdi bu ve bunun gibi soruların cevabını aramanın zamanı bence. Bu cevapları bulduktan sonra da herkesin üzerinde az ya da çok anlaşacağı yeni bir çatı oluşturmanın zamanı.

    Bu çatıyı oluşturduktan sonra da kafamızı gömdüğümüz o çukurdan çıkarıp etrafımıza bakmanın zamanı geliyor. Bizi kim düdüklemeye uğraşıyor, neden Bergama’daki altın madenleri hakkında kitap yazan bir adam evinin önünde vuruluveriyor, PKK’nın yaptıklarından kim yarar sağlıyor, laik-islamcı gerilimiyle ülkenin istikrarsızlaştırılmasından kimler faydalanıyor, Ermeniler ve başka kimler soykırım meselesini kullanarak ne yapmak istiyorlar, kanıyla bayrak yapan ortaokul öğrencileri büyüyünce kimin kanını akıtacak?

    Bütün bu soruların cevaplarını verdikten sonra da inşallah, fiziksel sınırların anlamsızlaştığı, ulus-devlet’in içinin giderek zayıfladığı bir dünyada biz ne yapabiliriz sorusuna gelelim.

    Nihayeten kendini eleştirmeyen, içeriden ya da dışarıdan gelen eleştirilere tahammül edemeyen, empati kurmayı bilmeyen bir ülke olarak kalmaya devam ettiğimiz sürece 12 Eylül’ü tartışmaya devam ederiz. İnsanlar gibi ülkeler de iç muhasebelerini yapmak zorundadırlar. Ama ben Türkiye’de bunun yapıldığını 32 yaşıma kadar hiç görmedim anasını satayım! Biz süperiz, bizim her yaptığımız doğru, aksini söyleyen ya haindir ya düşmandır, ya sürelim, ya suratlarına tükürelim ya da doğrudan vuralım gitsin! Nereye kadar…

    Benim söylemeye çalıştığım şey buydu. Sanırım… sonuçta kafası karışık olan benim di mi…

  6. veba0840 diyor ki:

    sevgili kafası karışık ağabeyim ben 24 yaşındayım ve üniversite son sınıftayım 80 ler hakkında da pek bilgili değilim yazdıklarınızı okudum ancak hoşuma gitmeyen bir cümle var (kanıyla bayrak yapan ortaokul öğrencileri büyüyünce kimin kanını akıtacak?)
    bizler duygusal ve milliyetçi insanlarız lise öğrencileri kanlarıyla bayrak yaptılar ama o bayrak zaten 80 yıl önce kurtuluş savaşında kanla yapılmıştı. ve o zaman kimin kanı aktıysa (bu vatana kastedenler) gerekirse bugünde akacaktır ve bence bundan şikayet etmek yerine böyle bir nesile sahip oldugunuz için gurur duymalısınız.

  7. kafamcokkarisik diyor ki:

    Ben de tam olarak bundan bahsediyorum sevgili veba. Seksen yıl önce atalarımız biz torunları ileride kanlarını akıtmasınlar diye kanlarını döktüler bu ülkenin topraklarına. Ve ne acıdır ki biz cumhuriyetin 85. yılında hala vatanımız için kan dökmekten bahsediyoruz. Bu bir geri gidiştir. Bir ülke kendi sınırlarının bütünlüğünü korumak için kurulduktan 85 yıl sonra hala savaş veriyorsa bir yerlerde büyük bir hata yapılmış demektir.

    Duygusal ve çabuk coşan insanlar olduğumuzu biliyorum. İtalyanlar da böyledir, İspanyollar da, Yunanlar da, İsrailliler bile böyle. Arapları saymıyorum bile. Akdeniz coğrafyasını paylaşan bütün halklar öyle ya da böyle coşkuludur. Ama keşke bu coşkuyu iyi nedenler için kullanabiliyor olsak. Kusura bakma ama bunu yapan çocuklara sadece üzülebiliyorum ben. Onları suçluyor değilim, onlardan şikayet ediyor değilim kesinlikle. Keşke onları bu hale getirmemeyi başarabilmek için bir şeyler yapabilseydim, yapabilseydik.
    Ortaokulda okuyan çocukların birbirini kesmesi, çaktırmadan sigara içmesi, ne biliyim basketbol oynaması, ergenliklerini yaşaması gerekir. Onların üstüne hiç bilmeden bu ülkeyi kurtarmak kadar ağır bir görevin sorumluluğunu yüklediğimizi görüyorum. Halbuki bu onların görevi değil, bizim bile olmamalı, bunu çözmek gerekiyor diyorum. Bu çocukların şiddete alışmalarından korkuyorum, kendine şiddet uygulayabilen bir insan başkalarına şiddet uygulamaktan kaçınmaz. Sokak ortasında kendileri gibi düşünmeyen insanları öldürüverirler ondan sonra.

    Ülkeni seviyorsun biliyorum, senin sevdiğin biçimde olmasa da en az senin kadar ben de seviyorum ülkemi, ama insan aklının biraz fazla sıkıştığı zaman faşizme, ırkçılığa, kendisinden olmayanları öldürmeye ne kadar çabuk alışabildiğini de tarif bize defalarca gösterdi. Acıya alışmayalım istiyorum, ölümü normalleştirmeyelim istiyorum. Ben sadece hep birlikte daha güzel ve mutlu bir Türkiye’de, başka şeyleri tartıştığımız, birbirimiz için ne yapabileceğimizi sorduğumuz bir ülkede yaşamak istiyorum hepsi bu.

  8. veba0840 diyor ki:

    sevgili ağabeyim söylediklerinize sonuna kadar katılıyorum keşke bize yada bizlere bu misyon yüklenmeseydi ama benim kuşağım veya 80 lerden sonra doğanlar diyelm çocukluğumuzdan beri şehit haberleri ile büyüdük daha lise 1.sınıftayken mahallede top oynadığım arkadaşım Şırnak
    tan geldi öyle elini kolunu sallıyarak sanmayın tabuttaydı çatışmada şehit olmuştu. yaşadıgım yer küçük bir il ama o güne kadar görülmemiş bir kalabalık katıldı şehidin yürüyüşüne bende o kalabalıkta ön saftaydım ismi lazım değil bir parti binası yerle bir edildi.ve belki birileride ölebilirdi ama inanın umrumda bile olmadı sanırım biz ölüme alıştık ve ne ölmek nede öldürmek bize artık pekte garip gelmiyor. aldığım terbiye aile yapım dinim bana bir insanı sebepsiz yere öldürmenin tüm insanlıgı katletmek kadar günah olduğunu ögretti(buna rağmen…) şimdi kendime şunu soruyorum vatanım için ne yapabilirim sadece üniversite bitirmek yeter mi gerektiğinde ölüp öldürebilirmiyim sanırım bunları yapabilirim ama bence önemli olan bu vatan için yaşayabilmek yada yaşatabilmek bu vatanı enaz benim kadar sevdiğinizden eminim ve umarım o güzel günlerin geldiği TÜRKİYE’yi biran önce görürüz.

  9. merve atasoy diyor ki:

    bende yzılanlara katılıorum gerçekten biz o darbeleri yapanların o ortamı hazırlayanaların sdc çıkarlarını düşünen sorumsuz devlet idarecilerinin bugüne getirdiği ortamda yaşamak zorunda deildik daha güzel ortamlarda daha sağlıklı bir biçimde yetişeilirdik ki hala ab hala ABD yi örnek alıoruz bizim devletimiz geçmişnden hiç bir şey alamadı hala ben 12 eylül darbesini yaşayan insanlarımız için o kdr cok üzülüorumki çektikleri işkenceler onlara yapılan haksız zulümler öldürülen insanlar arkalarında bıraktıkları o kdr cook insanın ahı varki bu devlet bunları kaldıracak güçte deil neden sorumsuzlar yüzünden neden insanların ÇÜNKÜ onlar insanların düşüncelerine karşı cıktılar onlar sdc onların düşündükleri olsun onlara inanalım istediler ki dha kolay yıksınlar daha kolay çıkar sağlasınlar die yasa yoktu uygulanmıodu düşünce özgürlüğü yoktu insanlara düüşünceleri yüzünden işkence yapıp öldürüolardı insanları düzeltmeye çalıştılar hep hiç dönüp kendilerine bakmadılar arkdsmn dediği gibi eger gelecekte bizleri cocuklarımızı daha kötüsü bekliosa eğer bu devlet geçmişinden hiç bişey almamış demektir yazık ki ne yazık bizlere TARİH TEKERRÜRDEN İBARETTİR….bunu unutmamak lazım…

Siz de fikrinizi belirtin

Merhaba!

osman

Site İçi Arama

Sayfalar

Arşiv

RSS

Site Map

Sosyal Mevzular

Standartlar